Adem Yavuz Arslan yazdı: 15 Temmuz’dan 2020 YAŞ’ına uzanan yol

'Terfi ve emeklilik listelerinin tamamen Saray’da hazırlanması nedeniyle toplamda -çay kahve faslı dahil- 45 dakika süren YAŞ toplantısı sonuçları gösterdi ki Erdoğan ve müttefikleri ‘yola devam’ diyorlar.'
Gazeteci Adem Yavuz Arslan'ın Tr724'te yayınlanan ve 2020 YAŞ kararlarını yorumladığı analizi şöyle:

Önce bir hatırlatma.

Bugüne kadar sayısız 15 Temmuz yazısı yazdım, Youtube videosu yaptım.


Okura-izleyiciye bakan yönüyle dikkatimi çeken bir konu var.

Bazı kesimlerin gerçeği aramak gibi bir niyeti yok. Onlar Erdoğan rejiminin söylemini tek doğru kabul ediyorlar.

Resmi söyleme mesafeli olanlar ise şöyle bir beklenti içinde; “Bir şey olacak, bir haber ortaya çıkacak ve tüm sır perdesi aralanacak.”

Açıkçası ben böyle bir şey beklemiyorum.

Olayı kurgulayanlardan birisi çıkar itiraf ederse bilemem ama mevcut şartlar içerisinde gerçeği dedektif gibi iz sürerek bulacağız.


Size basit ya da önemsiz gelen bir veri büyük resimde anahtar rolü üstlenebilir. O yüzden her bilgi kırıntısı önemli, her detay değerli.

Gelelim yazıya mevzu konuya.

15 Temmuz’da ne olduğunu anlamak için geçen hafta yapılan ve sadece 45 dakika süren YAŞ toplantısının satır aralarına daha yakından bakmak gerekiyor.

Malum olduğu üzere aylardır YAŞ toplantısı üzerine spekülasyonlar yapılıyordu.

Erdoğan’ın ittifak edip 15 Temmuz kumpasını hayata geçirdiği Ergenekoncu-Ulusalcı kadrolarla yolunu ayıracağı, geniş çaplı tasfiyeler yapacağı iddia ediliyordu.

Terfi ve emeklilik listelerinin tamamen Saray’da hazırlanması nedeniyle toplamda -çay kahve faslı dahil- 45 dakika süren YAŞ toplantısı sonuçları gösterdi ki Erdoğan ve müttefikleri ‘yola devam’ diyorlar.

Bunu söylerken özellikle emekli edilen bazı isimlerin Ulusalcı-Ergenekoncu kadrolarda rahatsızlığa yol açtığı gerçeğini göz ardı etmiyorum.

‘Kullanılıp atılan’ askerlerin varlığı tartışmasız.

Ancak Erdoğan ve müttefikleri maraton koşucusu oldukları için ‘zayiat’ olarak gördüklerini de tolere ettiler.

Peki ne oldu? 2020 YAŞ’ı bize ne söyledi?

Hem Milli Savunma Bakanı hem de fiilen Genelkurmay Başkanı olan Hulusi Akar TSK üzerindeki tek güç olduğunu göstermiş oldu.

Tabi ki gücü Saray’ın çizdiği çerçeve içinde.


Bu YAŞ’ta durumu en çok merak edilen üç isim vardı;

15 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanı olan ve bir dönem  kahraman ilan edilen ancak daha sonra 2.Kolordu Komutanlığı’na atanarak kızağa çekilen Zekai Aksakallı.

Erdoğan’ı alkışlaması ile gündeme gelen ancak hükümetin Suriye politikasına gösterdiği tepki nedeniyle kızağa çekilen İsmail Metin Temel.

Ve

Korgeneral Metin Gürak.

İlk iki isim Akar’ın hamlesiyle emekliye sevk edildiler. Üstelik ‘kadrosuzluk’ gerekçesiyle.

Aslında TSK’da kadro sorunu yok. Çünkü 15 Temmuz sonrası tutuklanan, açığa alınan yada atılan generaller nedeniyle çok sayıda kadro boş.

Yani kadrosuzluk iddiası gerçeği yansıtmıyor.

Bu arada Metin Temel’le ilgili bir başka ilginç ayrıntıyı da hatırlatmakta fayda var. ‘Gülenci darbe’ iddiasının ayaklarından birisi o dönem Korgeneral olan İsmail Metin Temel’in sıkıyönetim görevlendirmelerinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı emrine merkeze çekilip yerine 6. Hudut Alay Komutanı Albay Ali Yalçın’ın atanmasıydı.

Ancak geride kalan sürede gördük ki Hulusi Akar’ın Metin Temel’le yıldızı hiç barışmamış.

Hatta Orgeneral rütbesindeki Metin Temel’i Korgeneral rütbesindeki Metin Gürak’ın altına atadı.

‘Sıkıyönetim direktiflerindeki Hulusi Akar izlerini’ ayrı bir yazı konusu yapmayı düşündüğüm için şimdilik bu konuya virgül koyup YAŞ’a geri dönelim.

Özetle Hulusi Akar yıldızının barışmadığı isimleri birer birer çizdi.

Gelelim en önemli hamleye.

YAŞ’ın en çok merak edilen konusu Korgeneral Metin Gürak’ın durumuydu. Orgeneralliğe terfi edip etmemesi birçok dengeyi değiştirebilirdi.



Metin Gürak bu YAŞ’ta Orgeneralliğe terfi etti.

Bu karar en başta Ulusalcı-Ergenekoncu kadroları sevindirdi. Hatta Gürak’ın terfisi nedeniyle tasfiye edilen diğer generalleri bile sineye çektiler denebilir.

Peki Gürak neden bu kadar kritik?

Metin Gürak eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un akrabası. Gürak’ın adı Ergenekon sürecinde de gündeme gelmişti. Susurlukçu polis şeflerinden İbrahim Şahin ile olan teması nedeniyle haberlere konu olmuştu.

Metin Gürak’ın özel kılan 15 Temmuz’da oynadığı hayati rol oldu.

Çünkü 15 Temmuz’da Ankara’da bulunan 4. Kolordu Komutanıydı ve aynı zamanda  Ankara Garnizon Komutanı’ydı.

‘Resmi 15 Temmuz söylemi’ne göre Metin Gürak 15 Temmuz akşamı darbeciler tarafından rehin alınmıştı.

Bu aşamada durup Gürak’ın terfisinin neden 15 Temmuz’a dair şifreler içerdiğine daha yakından bakalım.

Gürak’ın 15 Temmuz sonrası ‘müşteki’ sıfatıyla verdiği ifadeye göre olay günü 18:30 civarında Genelkurmay’dan bir telefon alıyor, hiçbir tankın sokağa çıkmaması ve havadaki araçlarında yere indirilmesi emrini takiple görevlendiriliyor.

O da önce Etimesgut’a gidiyor, emri iletiyor, ardından Kara Havacılık Okulu’na gidiyor. Orada işlerini bitirdikten sonra konutuna geçerken dönemin Ankara Valisi arayıp ‘ne oluyor?’ diye sorunca Genelkurmay’a geçmeye karar veriyor.

Makam aracıyla Genelkurmay nizamiyesine gelen Gürak  kapının kendisine açılmaması üzerine araçtan inip görevli askerlerle tartışıyor ve akabinde derdest ediliyor.

Ertesi gün öğleden sonraya kadar Akıncı Üssü’nde bir odada da tutuluyor.

Gürak’ın ifade de anlattıkları bunlar. Erdoğan rejiminin resmi söylemi de böyle. Gürak’ın önce Genelkurmay İkinci Başkanı yapılması sonrasında da  Orgeneralliğe terfi etmesi rejim söylemine göre normal.

Peki olay bize anlatıldığı gibi mi?

Bu aşamada Ankara 20.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 4. Kolordu ve 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı davasına bakalım.

İddianame de yer alan ifadelere göre 15 Temmuz akşamı kışlaya gelen askerlerin tamamı ‘Genelkurmay’a terör saldırısı var’ diye göreve çağrılmış.

15 Temmuz öncesi artan terör saldırıları ve MİT’ten gelen istihbaratlar da askerlerin tuzağa çekilmesinde kritik rol oynuyor.

İddianame de yer alan bir detay ise hayli ilginç.

Dönemin 4. Kolordu Hakerat Başkanı Deniz Ay’ın ifadesine göre Metin Gürak 15 Temmuz öncesi KOKTOD (Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme) tatbikatlarına çok önem vermiş.

Hatta normal zamanlarda mühimmat alınmadan yapılan bu tatbikatları 15 Temmuz’dan önce mermi aldırarak yaptırmış.

Bu durum başka ifadelerde de yer alıyor.

Ancak hiç kimse Metin Gürak’a “bu tatbikatları neden son 3 ayda çok önemsediniz, normal zamanlarda mermi almadan yapılan bu tatbikatlarda 15 Temmuz öncesi son haftada neden mermi aldırdınız” diye sormadı.


Sanıklar bu çelişkili durumu mahkeme de dile getirip Metin Gürak’ın mahkemeye çağrılması yönünde talepte bulunsalarda hakimlere bu talebi her defasında reddetti.

Kurmay Başkanı Deniz Ay’ın ifadesine göre Gürak kimseye haber vermeden alelacele kışladan çıkıyor hatta şapkasını bile unutuyor.

Hatırlanacağı gibi dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’da darbeciler tarafından rehin alınıp Akıncı’ya götürülürken (!) şapkasını unutmuş, ‘kepimi getirin’ emri üzerine darbeciler koşarak kepini getirmişti.

Az önce Metin Gürak’ın ifadesini özetle aktarmıştım. Bu aşamada o dönem emir astsubayı olan Ceyhun Kılıç’ın ifadesine bakalım.

Kılıç ‘tanık’ sıfatıyla verdiği ifadede 18.15 gibi Genelkurmay’dan telefon aldıklarını, Metin Gürak’ın ‘hazırlanın çıkıyoruz’ demesi üzerine yola çıktıklarını, Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu’na gittiklerini ardından da Kara Havacılık Okulu’na gittiklerini anlatıyor.

Devamında Kara Havacılık Okulu’nda Metin Gürak’ın Kara Kuvvetleri Komutanı Zeki Çolak ve Kurmay Başkanı İhsan Uyar ile görüştüğünü, ne konuştuğunu duymadığını ama 1,5 saat ayakta konuştuklarını ardından kamelyaya geçip çay içtiklerini sonrasında ise Gürak’ı konutuna bırakmak için Güvercinlik’ten çıktıklarını söylüyor.

İfadenin devamında Gürak’ın Kızılay’a yaklaşmışken fikir değiştirip Genelkurmay’a gitmek istediğini, nizamiyeye vardıklarında kapının açılmadığını anlatıyor ; “ Kapıda mevzi almış asker megafonla ‘yalaşmayın ateş ederiz, buradan uzaklaşın’ diye anons etti. Bu esnada Metin Gürak makam aracından indi ve nizamiyeye yöneldi. Aynı anons bir daha yapıldı. Nizamiyede görevli asker “Komutanım içeri girmeyin, içeride terörist unsurlar var ve çatışma sürüyor” dedi. Ancak Gürak zorla içeri girmeye çalıştı. Özel Harekat kıyafetli askerler Gürak’ı rehin alıp silahına ve telefonuna el koydu. Ellerini arkadan kelepçelediler. Daha sonra da “komutanım sizi daha güvenli bir yere götürüyoruz” dediler”.

Metin Gürak’ın çatışma var içeri girmeyin uyarısına rağmen kontrolsüz bir şekilde içeriye girmeye çalışması ve adeta kendini rehin aldırması hayli şüpheli bir hareket.

Ancak o geceye dair en kritik hamleyi kendi birliklerine emir vermeyerek yapıyor.

Metin Gürak’la birlikte 28.Mekanize Tugayı’nın komutanı Ömer Cihat Akyol’da saat 6 gibi kışladan ayrılıyor.

Her iki ismin alınan istihbaratlara rağmen kışladan ayrılması bir bakıma birliklerine yol vermek olarak değerlendirilebilir.

Genelkurmay Başkanı aramış ve Etimesgut’tan tank çıkmaması, havadaki araçların indirilmesi talimatını vermişken 4.Kolordu Komutanı kendi birliklerine hiçbir talimat vermiyor.

‘Darbe oluyor’ imajı için lazım olan tanklar Metin Gürak’ın sorumluluğundaki 28. Mekanize’den çıkıyor. Gerçi o gece yola çıkan 36 tanktan sadece 5’i Genelkurmay’a ulaşabiliyor.


Diğerleri ya Ankara sokaklarında kayboluyor ya da arızalanıyor. Üstelik tanklarda gerçek mermi yerine plastik top var.

Ancak darbe oluyor imajının verilmesi için tankların sokaklarda olması gerekiyordu ve bu başarıldı.

Daha iyi anlaşılması için şu hatırlatmayı tekrar yapayım: Hulusi Akar gerçekten darbeyi engellemek isteseydi, istihbaratı aldıktan sonra Metin Gürak’ı Etimesgut Zırhlı Birlikler  Okulu’na yollamazdı.

Çünkü adı üzerinde orası okul.

Muharip güçler Metin Gürak’a bağlı birliklerde. Ancak Akar oraya bir emir yollamıyor.

Metin Gürak da Etimesgut’a tank çıkmasın diye giderken kendi birliğine ‘kimse kışladan çıkmayacak’ emrini vermeyi akıl edemiyor.

Dahası 4.Kolorduya bağlı birliklere de herhangi bir emir vermiyor.

Mesela 28.Mekanize Tugayı, Kayseri Talas’ta konuşlu hava indirme tugayı ve Bolu’da konuşlu 2.Dağ Komando Tugayı ve Polatlı’da konuşlu 58.Topçu Tugay’ına bir emir vermiyor.

Bu birlikler de sokağa çıkıyor.

Aslına bakılırsa 15 Temmuz’un en kritik hamlelerinden birisini Metin Gürak yapıyor.

Etimesgut’a giderken aslında kendine bağlı birliklerin önünü açıyor. Ardından adeta Genelkurmay nizamiyesinde kendini rehin aldırıyor.


Düşünün;

Bağlı birliklerinden sokağa araç ve asker çıkmayan Korg. Metin İyidil tutuklanıp müebbetle yargılanırken emrindeki birliklerden araç ve asker çıkan Metin Gürak terfi üstüne terfi alıyor.


Önce Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı’na ardından Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na atandı.

Sonrasında ise TSK Libya Askeri Ateşeliğine atandı ki Libya görevinin Erdoğan için özel öneme sahip olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Geçen hafta yapılan YAŞ toplantısıyla Orgeneralliğe terfi ettirildi.

Hulusi Akar, Yaşar Güler, Hakan Fidan ve Zekai Aksakallı gibi Metin Gürak da mahkemelere çıkmadı ve emrindeki askerlerle yüzleşmedi.

Savcılar da “15 Temmuz öncesi KOKTOD tatbikatlarını neden sıklaştırdınız, usulde olmamasına rağmen son hafta askerlerinize neden mermi aldırdınız, tank çıkmasın diye Etimestgut’a giderken neden kendi birliklerinize kışladan çıkış yapılmaması yönünde bir emir vermediniz, Genelkurmay’da çatışmalar yaşanırken ve kapıdaki askerlerin terör saldırısı var girmeyin uyarısı yapmasına rağmen ısrarla içeri girmeye çalışmanız kendi birliklerinizin kontrolsüz bir şekilde sokağa çıkmasına zemin hazırlamak için miydi?’ diye sormadı.

O zaman biz buradan soralım; Metin Gürak 15 Temmuz’a giden yolda ve o gece oynadığı kritik rolün ödülü olarak mı üst üste terfiler alıyor?


Kaynak: Tr724
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ