Adalet bakanına kayyım atandı!

"Adalet Bakanı Gül, yaklaşık bir yıl önce sürpriz hamleyle o ittifakın iki önemli ismini tasfiye etmişti. Bakana yapılan yeni operasyon eşitliği sağlamış görünse de bakanın zayıfladığını söylemek yanlış olmaz."

Yargı camiası daha Anayasa Mahkemesi’ne yönelen lincin şokunu atlatamadan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e atanan kayyım bombası patladı. Bakan Yardımcısı Cengiz Öner görevden alınarak yerine İstanbul başsavcı vekili Hasan Yılmaz atandı.

Yargı camiasını yakından takip edenler bunun Pelikan-Hakyol koalisyonunun bakana attığı bir gol olduğu konusunda hemfikir. Daha doğrusu Bakan Gül’den rövanşı almış oldular.


Adalet Bakanı Gül, yaklaşık bir yıl önce sürpriz hamleyle o ittifakın iki önemli ismini tasfiye etmişti. Hakimler Savcılar Kurulu Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve Teftiş Kurulu Başkanı Yunus Nadi Kolukısa istifaya zorlanmıştı. Bu iki ismi ekarte eden Bakana yapılan yeni operasyon eşitliği sağlamış görünse de bakanın zayıfladığını söylemek yanlış olmaz.

Gül o dönem biraz da Pelikancıların pervasızlıklarından yararlanmıştı.

Sabah Gazetesi’nde Serhat ve Berat Albayrak kardeşlerin tetikçisi olarak konumlanan Dilek Güngör, “Yargıda tehlikenin farkında mısınız?” başlığıyla yayınlanan yazısında dikkat çeken ifadeler kullanmıştı. Güngör, Erdoğan’ın 17-25 Aralık paranoyasını tetiklemeye çalışmış ve “Yarın öbür gün şu anda yargıyı ele geçiren bu grupların içine sızan FETÖ’cüler eliyle 17-25’teki gibi yeni bir kumpas davası hazırlansa! O zaman kim, ne diyebilecek?” diye yazmıştı.

Gül’ü isim vererek hedef alan bu yazıyı yazdırdıkları iddiası iki kritik bürokratın başını yedi. Elbette herkes biliyordu failin onların olmadığını ama eşeği dövemeyen yine hıncını semerden çıkarmış oldu.

Partiye Numan Kurtulmuş’la gelen adalet bakanının en büyük destekçisi elbette kayınpederi, Kamu Yüksek Denetçisi Şeref Malkoç. Erdoğan’ın yakın dostu ve siyaset arkadaşı Malkoç, damadını Pelikan yemi olmaktan kurtarmış üstüne hamle bile yapmışlardı. Sabah ise hâlâ her fırsatta Fuzuli Aydoğdu reklamı yapmaya devam ediyor.

Bakan Yardımcısı Hasan Yılmaz kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem hakim hem savcı olduğu dosyaları takip etmesiyle biliniyor. En son Osman Kavala hakkında hazırladığı iddianameyle gündeme gelmişti.

Erdoğan’ın açıktan müdahale ettiği dosyanın şirazesi hepten dağıldı. Mahkeme tahliye verdiği dosyada, tutukluluk incelemesi yapıp devam kararı bile alıyor. Hangisinden tutukladıklarını, hangisinden tahliye ettiklerini dahi takip edemez haldeler.

Ama bir, daha doğrusu, iki gerçek var: İlki beraat ve AİHM ihlal kararına rağmen Kavala tutuklu; ikincisi ise bir kere daha görüldü ki ‘fe.ö’ safsatasıyla savunma işe yaramıyor. Umarım hem onu hem de Selahattin Demirtaş’ı savunan sivil toplum örgütleri ve avukatlar başlarını kumdan çıkarmayı akıl ederler.

Muvazaalı işlem kokuları gelen Sezgin Baran Korkmaz’ın mal varlıklarına el konulması talebi de Yılmaz’ın son icraatlarındandı. Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen işadamının mal varlıklarına el konulup banka hesapları ise serbest bırakılmıştı. ABD yargısına karşı ön alıcı hamle yapma ihtimalleri yüksek.

Yılmaz’ın atanmasıyla Pelikan ve İstanbul ekibi yalnızca psikolojik bir üstünlük sağlamadı. Aynı zamanda bakan yardımcısı, HSK’da Birinci Daire üyesi olarak da görev yapacak. Yargı camiasındaki tayin ve terfilerin belirlendiği dairede daha etkin hale gelecekler. Bakanlık bürokrasisini de yöneten kişinin oyu herhangi bir üye ile aynı değerde değil.

Berat Albayrak ve Mustafa Doğan İnal ikilisi neredeyse bakandan daha güçlü hale geldi. İnal, Erdoğan’ın avukatı kimliği ile adliyelerde zaten adalet bakanı muamelesi gören biri; şimdi en yakın çalışma arkadaşını belirleyerek Bakan Gül’ü bir adım daha geriye ittiler.

Pelikan Çetesi bakanı yiyemedi ama topal ördeğe dönüştürdü.

Bülent Korucu - TR 724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ