Üstçavuş Kılıç: "İşkenceden iki ay oturamadım"

Özel Kuvvetler davasında Hulusi Akar'ın şahit olarak dinlenmesi istendi.
Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) davasının bu ayki son celsesi Astsubay Üstçavuş Ramazan Kılıç'ın savunmasıyla başladı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) davasının bu ayki son celsesi Astsubay Üstçavuş Ramazan Kılıç'ın savunmasıyla başladı. Sezgin Üsteğmen’in "Tatbikat olacak" demesi üzerine Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'na gittiğini, burada elbise ve teçhizat verildiğini, sonrasında ÖKK'ya saldırı olabileceği söylenerek buraya gönderildiklerini anlattı.

Daha önce muhafız alayına kurs verdikleri için yadırgamadığını, AVM'lerde dahi kurs yaptıklarını belirten Kılıç, kendilerini ÖKK nizamiyesinden Yüzbaşı Volkan Vural Bal'ın aldığını, amiri olan Bal'ı da görünce iyice rahatladığını söyledi. Başkan İsmail Ademoğlu Muhafız Alayı'nda teçhizat verilirken kayıt tutulup tutulmadığını sordu. Kılıç'ın, özel olması nedeniyle ÖKK'nın bu tip tatbikatlarında kayıt tutulmadığını söylemesi üzerine Başkan Ademoğlu, "Sana söylemiyorum güzel kardeşim. Bu silahı verenlerin bunların nereye ve kime verdiğini yazması gerekmez mi?" dedi.     

“İÇERİDEKİLER Mİ, DIŞARIDAKİLER Mİ AMİRİMİZ BİLEMEDİK”      

Başkan Ademoğlu hemen hemen tüm sanıklara yönelttiği, "Bir terör saldırısı bekleniyor denmiş. Dışarıda olanların terörist olduğunu sanıyorsunuz, ama havaya ateş açılması emri veriliyor ve siz de havaya ateş ediyorsunuz. Teröristle böyle mi mücadele edilir?" sorusunu Kılıç'a da yöneltti. Kılıç şu karşılığı verdi: "2014'te Silopi'de yaşadık. PKK sivilleri kullandı. Ateş edemiyorduk, çünkü kim sivil kim terörist bilmiyorduk. Hatta ben Ankara'dan sapan götürüp, taş attım. Güneydoğu'da kantinci diye girip, canlı bomba olanları gördük. Diyarbakır'da bayrak indirme olayında o şahsı vurmadıkları için komutanlarımız çok soruşturma geçirdi. Bir ast olarak emri sorgulamadım. Düşünün, içeridekiler mi, dışarıdakiler mi amirimiz bilemedik. İçeri giremesen oradaki emir komutaya uyacak, kahraman olacaktım. İçeri girdim, buradaki emir komutaya uydum, hain oldum. Doğu'da savcılar teröristleri vurduğumuzda öyle sorguluyordu ki!.. ‘Uyardın mı, teslim ol dedin mi, havaya ateş ettin mi, öldürmek mi, yaralamak amacıyla mı ateş ettin’ gibi sorular." Bunun üzerine Başkan Ademoğlu, "Güneydoğu'da terörle mücadeleyi böyle mi yapıyorsunuz? O sıralamayı bir daha anlat" deyince Kılıç ikinci kez anlattı.    

“BİZİ ORADA İNFAZ ETMEYİ KONUŞTULAR İŞKENCEDEN OTURAMIYORDUM”    

Savunmasının sonunda ÖKK'da işkenceye maruz kaldığını öne süren Kılıç, şöyle konuştu: "İnfazımız konuşuldu. Beni içeri alan amirim Volkan Vural Bal bile dinlemedi. Aksine defalarca 'bunları öldürün' diyen oydu. Siz bile henüz karar vermemişken onlar karar vermişti. Kaburgam kırıldı. Ağzım burnum kan içinde savcının karşısına çıktım. Cezaevinde iki ay oturamadım. Cezaevine gittiğimde yüzüm yara bere içinde olduğundan çekilen fotoğrafım çok kötü çıkmıştı. Sonra, 'Avrupa'dan bir heyet işkence için gelecek' diyerek yeni bir resmim çekildi, eskisi kaldırılıp, bu güzel resmim kondu."

“KEŞKE HULUSİ AKAR TANIK OLARAK ÇAĞIRILSA”

Sanıklardan kursiyer Teğmen Rasim Eşref Çıtak, Başkan Ademoğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’nda toplanmadan neden şüphelenmediği sorusu üzerine, "ÖKK'da bir Albaydan şüphelenecek değildim. Bir Albay F..Ö'cü, darbeci olamaz ki!.. Zihin tasavvur edemediği şeyi düşünemez" dedi. Çıtak yine başkanın, "9 ay sonra olayla ilgili düşüncen ne?" şeklindeki sorusuna da şu karşılığı verdi: "Sayıyı arttırmak ve kursiyer olduğum için itiraz edemeyeceğimizin düşünüldüğünü sanıyorum. İçerde erler var. Bir er nasıl darbeci olur ki? Bir çok masumun dahil edildiğini düşünüyorum. Saçma bir darbe planı. Bir ere verseniz böyle bir plan yapmaz."  

Ramazan Kılıç ve Rasim Eşref Çıtak'ın avukatı Ayten İzmirli, Başkan’ın emir-komutaya ilişkin sorularına dikkat çekerek, "Hulusi Akar'ın 'TSK'nın temeli mutlak itaattir' açıklaması var. Keşke tanık olarak çağırılsa, soracağımız çok şey var. Ama Volkan Vural Bal, Ümit Koçak ve İsa Karabulut'un mutlaka dinlenmesini istiyoruz. Mademki üst astın yaptığı her şeyden sorumlu, sorgulamanın komutanlardan başlaması gerekmez mi?" dedi.


NİYE GECE MÜDAHALE ETMEDİLER

Duruşmanın öğleden sonraki bölümü Üsteğmen Serkan Ak'ın savunmasıyla başladı. Ak şu ilginç iddialarda bulundu: "Dışarıdan içeri girmeye çalışan ve bizim terörist olduğumuzu düşünenler niye hava aydınlanana kadar beklediler, gece karanlığında sızmadılar? Kurmay başkanı, okul komutanı, bir albay var, ben bir üsteğmenim. Yahu bunun dersini veriyorsunuz. Niye gece müdahale etmiyorsunuz?'' Ademoğlu, "Niye edilmemiştir?" sorusu üzerine Ak şöyle devam etti:
                       
"ZEKAİ PAŞA İŞKENCE YAPTI"

"Herkes darbenin sonucunu bekledi herhalde. Darbe başarılı olsa destekleyeceklerdi. Olmayınca içeri girdiler. Canım yandı. 9 aydır içerdeyim, eşim çalışamıyor. Yeni doğan bebeğimin yaşı, hapisliğimle yaşıt. Onlar terfi etti, ben hapse girdim. İki albay içeri girmiş, emir komutayı almış, biz nizamiyedeyiz, bizi öldürmeye çalıştılar. Sivilim. Savaşa gitsem sivil gitmezdim. Bilgisayarcıyım, darbeci olsam en önce kameraları kapatırdım. Sorgusuz sualsiz işkence yaptılar. Çok darp ettiler, mahkemeye gittiğimde ayağa kalkamıyordum. Zekai Paşa her türlü hakareti, küfrü etti, tekmeledi. Dışarıdakiler darbeyi biliyormuş, biz bilmiyorduk. İşkencede 'Allah rızası için bağı gevşetin' diyene gülüyorlardı. Volkan Vural Bal her şeyin içinde. Kendini ispatlamak için, ben suçsuzum dercesine dövüyordu. Bu mahkemeler PKK'lı, IŞİD'li gördü. Onlara insanca muamele edildi. Ama biz arkadaşlarıyız bir su bile vermediler, yazıklar olsun."

loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ