Selvi'nin 15 Temmuz Yalanları - 9

​Erdoğan'ın Facetime şovunun perde arkası deşifre oldu
Erdoğan'ın Facetime Şovu'nun perde arkası deşifre oldu
Hande Fırat tezgâhın tam göbeğinde

Selvi'nin 15 Temmuz Yalanları - 9

 
Erdoğan ve Hakan Fidan'ın darbe tezgâhını irdelediğimiz yazı dizimizin dokuzuncu bölümünde, 15 Temmuz gecesi CNN Türk'te sahnelenen Facetime Şovu'nun perde arkasını yazmaya çalışacağız.

Erdoğan o gece, güya darbe girişiminin başladığını saat 21.30'da eniştesinden öğrenmesine rağmen, tam 3 saat boyunca "bekle gör" de kalmıştı.

Aslında buna "bekle gör" demek çok hafif kalır. Zira Erdoğan o gece sahnelenen oyunun senaryosunu bizzat yazmış ve yönetmişti.

Başbakan Binali Yıldırım, tankların arasından mucizevi bir şekilde geçip "Ilgaz tünelinin içinde helikopterlerin saldırısından korunmaya çalışırken"  birçok televizyonun canlı yayına katılmıştı.
Erdoğan ise ailesi ile birlikte sessiz, sakin ve dingin bir şekilde bekledi, hiçbir televizyonla bağlantı kurmadı saat 00.24'e kadar.

Kimin nasıl hareket edeceğini görmek istiyordu. Ama sadece bu değil tabi. Çok soğukkanlı ve sakin bir şekilde, Başkanlığa giden yolun kanlı taşlarının döşenmesini de bekledi o akşam.
Saat 23.30'da, Erdoğan ve Marmaris'teki ekibi basına açıklama yapmaya karar verdi ve gazeteciler otele çağırıldı.

Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı muhabir ve kameramanlarının yanı sıra 12 yerel gazeteci geldi otele.

Bir iddiaya göre 23.37, diğer bir iddiaya göre de 00.04'te, Erdoğan otelin önüne çıkarak gazetecilere ve kameralara açıklama yaptı ve halka mesajını iletti.

Ancak Anadolu Ajansı da dâhil televizyonlar bu açıklamayı yayınlamadı.

Erdoğan'ın eski başdanışmanı olan Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şenol Kazancı, aylar sonra, Erdoğan'ın açıklamasını neden yayınlamadıklarını şöyle açıklamaya çalıştı: "Açıklama haberi gelir gelmez, yerel muhabirleri gönderdik. Onlar da teknik olanaklar açısından yetersizdiler. Bize sadece cep telefonu üzerinden bir görüntü gönderildi ama o da kullanılacak gibi değildi."

Devletin cumhurbaşkanı sözde darbe girişimi ile ilgili açıklama yapıyor, ancak devletin haber ajansı ve Erdoğan'ın damadı üzerinden sahibi olduğu A Haber televizyonu bu açıklamayı yayınlamıyor.

Çok ilginç değil mi?

Anadolu Ajansı, kendi kameramanının çektiği video kaydını, "görüntü kalitesi kötü" diyerek yayınlamamış.

Neyse ki, cep telefonu kamerasıyla yapılan Facetime görüşmesinin görüntü kalitesi, Anadolu Ajansı'nın haber kamerasına nazaran çok daha iyiydi de, Erdoğan halka ulaşabildi!

Erdoğan'ın CNN Türk'teki Facetime Şovu'ndan, Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan binbaşı rütbesiyle emekli olan AKP'li Mete Yarar da bahsediyor "Darbenin Kayıp Saatleri" adlı kitabında: "Cumhurbaşkanı otelin girişinde, yanına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ı da alarak bu açıklamayı yapmıştır. Ardından içeri girerler. Televizyonlar önündedir. Açıklamanın yayınlanmasını beklerler. Ancak bekledikleri yayınlar bir türlü yapılmamaktadır. Ajanslar bile Erdoğan'ın açıklamasının tamamını ve görüntülerini geçememiştir. Bunun nedenini o kadar çok araştırmamıza rağmen biz bir türlü bulamadık."

Mete Yarar'ın bulamadığı "neden" çok bariz şekilde ortada aslında.

Şenol Kazancı, saat 21.30'dan itibaren Erdoğan ve ekibine, otele canlı yayın aracı ve canlı yayın yapabilen 3G özellikle kamera göndermeyi teklif etmemiş midir?

Hadi kamera görüntü kalitesi düşüktü diyelim; Erdoğan'ın her an açıklama yapabileceğini göz önüne alarak, laptop üzerinden anında görüntü aktarabilecek bir muhabiri hazır tutmamış mıdır?

Böyle bir durumda, stajyer muhabirin dahi ilk aklına gelecek olan bu tedbirleri, Anadolu Ajansı'nın Genel Müdürü Şenol Kazancı almamış mıdır?

Almamasına, düşünmemesine, teklif etmemesine imkân yok. Genel müdürlük tarihinde daha önemli bir olayla karşılaşmayacağına göre, bu kadar büyük bir hataya imza atan Şenol Kazancı'yı Erdoğan neden hala o koltukta tutuyor?

Tutuyor çünkü tıpkı Hakan Fidan ve Marmaris'teki ekibi gibi, Şenol Kazancı da Erdoğan'ın dediklerini yaptı sadece.

Peki, neden ihtiyaç duyuldu Facetime Şovu'na?

Erdoğan ve ekibi, basına ve kameralara, her zamanki gibi yapılan bir açıklamanın halkı gerçek bir darbenin yaşandığına ikna edemeyeceğini ve sokağa dökülmeleri için yeterli olmayacağını düşündü.

O yüzden kurgulandı Facetime Şovu.

Abdülkadir Selvi, Erdoğan'ın bu tezgâhını, kitabının 76'ncı sayfasında net ifadelerle itiraf ediyor: "Cumhurbaşkanı'nın hayatta olduğunu, ancak FaceTime'den yayın yapacak kadar da zor durumda olduğunu gören halk, çağrıya tereddütsüz yanıt verdi. Millet tanklara karşı sokaklara döküldü."

Erdoğan, "FaceTime'den yayın yapacak kadar da zor durumda" değildi. Hatta saat 21.30'dan itibaren televizyonlara görüntülü ya da Binali Yıldırım gibi telefonla bağlanma imkânı her zamanki kadar vardı. Fakat Erdoğan hiçbir televizyona bağlanmadı.

Ancak üstte de belirttiğimiz üzere, halk yaşananların bir tiyatrodan ibaret olduğunu anlamasın ve sokağa dökülsün diye CNN Türk canlı yayınına Facetime üzerinden bağlandı ve şunları söyledi: "Milletime bir çağrı yapıyorum, oda şudur, milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım ve bunların o azınlık grubu, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar."

Gelelim şovun Hande Fırat Fırat boyutuna.

Hande Fırat, "24 Saat. 15 Temmuz'un kamera arkası..." adlı kitabında, Facetime yayını öncesinde Erdoğan'ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan'ı aradığını ve "Bana bağlanın, bana bağlanın ciddiyim" diyerek Erdoğan'ı canlı yayına bağlanmasını kendisinin teklif ettiğini iddia ediyor.

Akabinde yaşananları ise şu şekilde aktarıyor: "Hasan Doğan 'Beyefendiye sorup döneyim' dedi. Telefonu kapattık, yine saatler gibi gelen saniyeler geçti, o arada kulaklığımdan teknikteki arkadaşlara Facetime'ın reji üzerinden yapılıp yapılamayacağını soruyordum. Kulaklığı ve mikrofonu takılan ve yanıma oturan Abdülkadir Selvi izliyordu beni, onun dışında kimseye söylememiştim henüz, kimseyi ayağa kaldırmamıştım, çünkü 'bize bağlanmazlar' diye düşünüyordum. Telefonum çaldı, Hasan Doğan arıyordu.
'Tamam bağlanıyoruz. Nasıl yapacağız?'
'Telefonla görüntülü.'
'Skype var mı?'
'Hasan bu telefonda FaceTime var, FaceTime'dan görüntülü konuşalım.'
Telefonu kapattı, ben bu arada oturduğum yerden bağırmaya başlamıştım..."


Hande Fırat'ın hikâyesine göre, Erdoğan'la Facetime bağlantısı yapılması teklifi Fırat'tan gelmiş ve Fırat bunu yayın gerçekleşene dek Selvi'den başka kimseye söylememiş.

Peki, gerçekte yaşananlar öyle mi? Hayır, değil. Erdoğan ve ekibi gibi Fırat da yalan söyledi.
Üstelik Hande Fırat'ın yalanını bizzat patronu Aydın Doğan ortaya çıkardı.

2016 yılının Kasım ayında, Hürriyet'in organize ettiği Altın Kelebek Ödül Töreni'nde, 15 Temmuz akşamı Erdoğan'la canlı yayın yapan CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Aydın Doğan'ın elinden Yılın Medya Olayı ödülünü almıştı.

Aydın Doğan ödülü takdim ettiği sırada darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi Hande Fırat'la aralarında geçen diyaloğu da paylaştı:

"Ben 15 Temmuz gecesi, Hande'nin bu başarısını, onun kadar heyecanlanmadan ama baya heyecanlı takip ettim. Hande bu programı yapabileceğini, Sayın Cumhurbaşkanıyla görüşebileceğini söylediğinde ben 'Bunu yapabilir misin, becerebilir misin?' dedim. 'Yaparım' dedi. Ben burada bir şey söylemek durumundayım. 'Hande sen bunu yaparsan ben çok mutlu olurum. Ayrıca çıtçıtınla sana istediğin yerde düğünü yaparım' dedim. 'Sahi mi söylüyorsun?' dedi. 'Evet, ev eşyalarınızı da ben alırım, eğer sen bunu başarabilirsen' dedim. Sonra Hande'yi izledim, çok büyük bir gazetecilik başarısı elde etti. 38 yıldır gazete sahipliği yapıyorum, Hande'nin bu ödülü gönülden hak ettiğini düşünüyorum. Böyle bir olaya az rastladığımı da söylemek istiyorum. O yüzden Hande'yi bir daha kutluyorum."

Aydın Doğan, Fırat'ın kitabını da okumamış, Fırat'ın Facetime bağlantısı ile ilgili daha önce anlattığı kurgu hikâyeyi de dinlememiş. Dinleseydi herhalde Fırat’ın yalanını deşifre etmezdi.
Erdoğan'la arasında, çok güçlü olduğunu düşündüğü bir köprünün daha kurulmuş olmasının sevincini yaşıyordu. Düğününü ve ev eşyalarını bedavaya getirmenin mutluluğunu yaşayan ve deyim yerindeyse 15 Temmuz gecesi Aydın Doğan'la bunun pazarlığını yapan Hande Fırat da Doğan'ı kahkahalarla dinliyordu.

Fırat'ın Erdoğan'la canlı bağlantı yapacağını kimseye söylemediği şeklindeki açıklaması gibi Facetime kurgusu da doğru değil.

Erdoğan'a yaptığı "büyük iyilik" sayesinde oturduğu Hürriyet'i Ankara Temsilciliği koltuğunun verdiği mutluluk nedeniyle, söylediği yalanın ortaya çıkması da umurunda değil.

Son söz olarak Hande Fırat'a seslenelim;

Halka açık açık yalan söyledin ama hiç olmazsa kitabında defalarca bahsettiğin kızın Nehir'e gerçekleri söyle.

Bari kızına karşı dürüst ol...

https://www.youtube.com/watch?v=_ei-IqecN_E
 
 
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ