Selvi'nin 15 Temmuz Yalanları - 4

15 Temmuz gecesi tezgaha gelenlerden biri de Başbakan Binali Yıldırım'dı.
Erdoğan o gece Binali Yıldırım'ı da tezgâha getirmiş!

 

Abdülkadir Selvi'nin 15 Temmuz darbe tiyatrosunda MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı temize çıkarmak için kaleme aldığı "Darbeye Geçit Yok" adlı kitabıyla ilgili yazı dizimizin dördüncü bölümünde, yine AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'la ilgili ortaya çıkan çarpıcı bir gerçeği ele alacağız.

Konu, Başbakan Binali Yıldırım ve Hakan Fidan'ı da ilgilendiriyor.

Hakan Fidan'ın 15 Temmuz akşamı ile şaibeli durumuna dair son tartışma, Başbakan Binali Yıldırım'ın Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila'ya verdiği röportajla ortaya çıktı.

Binali Yıldırım, o gün Hakan Fidan'ın kendisine hiçbir bilgi vermediği gibi akşam 22.40'ta yaptıkları görüşmede de bilgi aktarmadığını açıklamıştı.

Abdülkadir Selvi hala Fidan'ın Yıldırım'la 22.20'de telefonla görüştüğünü ve Yıldırım'a o gün yaşananları anlattığını iddia edip Fidan adına Başbakan'ı yalancılıkla suçluyor. Ancak, "O zaman HST kayıtlarını çıkaralım" diyerek rest çekse de, gündüz aramadığı bilgisini inkâr edemiyor.

Selvi yani Hakan Fidan, bağlı olduğu Başbakanı yalan söylemekte suçlayadursun, Ertuğrul Özkök, Yıldırım'ın sözlerini  "Beni hayretler içerisinde bırakan cümle..." başlıklı yazsında şu şekilde aktarmıştı: "Başbakan Yıldırım, 'MİT Müsteşarı ile tahminen 22.30-23.00 arası konuştum' diyor... Başbakan’ın sözlerinin devamı aynen şöyle: 'Bilgiler bize intikal etmedi. Ne bana ne de Cumhurbaşkanı’na... Müsteşar da o anda darbeyle ilgili bir şey söylemedi.' Bu konuşmanın yapıldığı saati tekrar hatırlayalım. Saat 22.30 ile 23.00 arası..." diyen Özkök, "MİT Müsteşarı’nın en azından Cumhurbaşkanı’nın koruma müdürüne anlattıklarını o saatte Başbakan’a da anlatması beklenmez mi? Sizce burada bir tuhaflık yok mu?” sorusunu yöneltiyor.

Öyle ya, Erdoğan'ın can güvenliğini düşünüp Koruma Müdürü Muhsin Köse'yi saat 18.30'da Genelkurmay'da Hulusi Akar'ın yaveri Levent Türkkan'ın telefonundan arayıp karadan, havadan ve denizden gelecek saldırılara karşı önlem alıp almadıklarını sorarak güya uyarısını yapmıştı Fidan. (Selvi'nin kitabında bu diyaloğa dair çarpıcı bir bilgi var. Onu da yazı dizimizin ileriki bölümlerinde analiz etmeye çalışacağız.)

Hakan Fidan, Erdoğan'ı ve ailesini düşünmüştü ancak bizzat bağlı olduğu Başbakan Binali Yıldırım'ın can güvenliğini umursamamıştı. Neden?

Darbeye teşebbüs edecek askerlerin ikinci hedefi pek tabi Binali Yıldırım'dı. Üstelik Yıldırım, İstanbul'daydı ve kolayca ele geçirilebilirdi.

Ama Hakan Fidan için sadece Erdoğan'ın canı önemli olmalı ki sadece Erdoğan'ı uyarmakla yetindi. Binali Yıldırım'ı aramayı düşünemedi, ihmal etti.
Mümkün mü bu ihtimal? Elbette değil.

Bırakın MİT Müsteşarını, göreve yeni başlayan bir özel güvenlik görevlisi ya da 1970'lerin mahalle bekçileri bile böyle bir hususu ihmal etmez.

Demek ki, Hakan Fidan'ın elini kolunu bağlayan başka bir durum vardı.
Şimdi o akşama geri dönelim ve Binali Yıldırım'ın yaşadıklarına dair anlattığı kronolojisine bakalım.

Yıldırım, 23 Temmuz 2016 tarihinde ATV / A Haber canlı yayınında o akşamı şöyle anlattı: "Dolmabahçe ofisinde saat 21.00 gibi çalışmalarımız tamamlandı ve Tuzla'ya hareket ettim. Köprü'yü geçtikten 10 dakika sonra köprünün tutulduğunu öğrendim. Benim yakın korumama bu haber iletildi ve eşten dosttan duydum. Aradılar 'Sayın Başbakanım bu olaylardan bilginiz var mı?' diye sordular. Akşam 10 civarı eve vardım. Genelkurmay Başkanı'nın telefonu çalıyor cevap vermiyor, İçişleri Bakanı'nın telefonu ise kapalıydı. Hemen Ankara Valisi, İstanbul Valisi ve Emniyet Genel Müdürü'nü aradım. Baktım iş kötüye gidiyor. Tanklar, uçaklar çıkmış. İşin adını koymak gerekiyor. Bu bir kalkışmadır, milli iradeye karşı, demokrasiye karşı, silahlı bir eylemdir. Bunu vatandaşlarımıza hemen bir tv kanalı ile bağlantı kuruldu ve aktardık. Ben inisiyatif alarak bunun emir komuta dışında bir olay olduğu kararını aldım. Sonra benim beyanatımı duyan bazı komutanlar, komuta kademesinin bilgisi dışında bir olay, bu bir kalkışma dedi."

Boğaziçi Köprüsü saat 21.45'te kapatıldı. Binali Yıldırım, saat 21.35'te köprüden geçmiş ve darbe girişiminin başladığı Tuzla'daki evine giderken yolda öğrenmiş. Muhtemelen bunun saati de 21.50 - 21.55 olmalı.

Saat 22.00'de evine varmış ve gelen telefonlara cevap vermeye başlamış. Hulusi Akar'a ve dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala'ya ulaşamamış. Net olan bilgiler bunlar.

Fidan’ın sözcüsü Abdülkadir Selvi ise Yıldırım'ın saat 22.00'den sonraki kronolojisini şöyle aktarıyor:
"Arayanlar 'Ne oluyor?' diye soruyordu. Binali Yıldırım geçtikten 5-10 dakika sonra köprüler askerler tarafından kapatılmıştı. Başbakan, darbecilerin elinden kıl payı kurtulmuştu. Başbakan'a göre, köprünün tutulmasının nedeni kendisiydi. 'Bizim oradan geçeceğimiz hesap edilerek köprüye inilmiş. Yoksa köprünün ilk anda tutulması gereken stratejik bir hedef olması çok anlamlı değil. Biz geçmiş olduk. Tuzla'da konuta varmadan öğrendik bir gariplik olduğunu ve oradan Genelkurmay Başkanı'ı aradık, telefonu çalıyor, cevap vermiyor. İçişleri Bakanı'nı arıyoruz telefonu kapalı, daha sonra öğrendik, Erzurum'dan geliyormuş. Kimi arasak, ses yok. Bu sefer tabii işin biraz daha ciddi olduğu kanaati bizde hâsıl oldu ve hemen şunu yaptık. Ankara Valisi'ni ve Emniyet Müdürü'nü; İstanbul Valisi'ni ve Emniyet Müdürü'nü aradım, 'Nedir kardeşim?' deyince, onlardan aldığım bilgilerden sonra şöyle bir sonuca vardım; 'Bu bir kalkışma ve bu kalkışma silahlı kuvvetler içerisinde bir grubun işidir, bunun silahlı kuvvetler komuta kademesiyle, onların iradesiyle ilgisi yok, o iradenin dışında gelişen bir iştir.' "

Yıldırım'ın sözlerini bu şekilde aktardıktan sonra Selvi, Başbakan'ı ilk arayanlardan birinin dönemin Çalışma Bakanı Süleyman Soylu olduğunu ve onunla görüşmesindeki diyalogları detaylı şekilde aktarıyor. Yıldırım'ı daha sonra AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ aramış ve yaşananların bir darbe girişimi olduğunu söylemiş.

Selvi bu görüşmelerin ardından saat 22.20'de Yıldırım’ın Hakan Fidan'ı arayıp görüştüğünü ve Fidan'ın Yıldırım'a gündüz gelen darbe ihbarını, Genelkurmay'da yaptığı görüşmeleri ve alınan tedbirleri anlattığını iddia ediyor.

Binali Yıldırım ise Fidan'la saat 22.40'da görüştüğünü, Fidan'ın bu görüşmede bile kendisine bir şey söylemediğini belirtiyor.

Yıldırım'ın üstte aktardığımız tüm görüşmeleri 20 dakikaya sığdırması hayatın doğal akışına aykırı. Saat 22.40'ta görüşmüş olmaları daha güçlü ihtimal gibi görünüyor.

Peki, Fidan bu görüşmede Yıldırım'a gündüz gelen ihbarı ve Genelkurmay'da yaptığı görüşmeleri anlattı mı?

Bu sorunun cevabını bulmak için Selvi'nin aktardığı Yıldırım'ın kronolojisinden devam edelim:
"Ankara harekete geçmiş, bakanlar, parti yöneticileri ve milletvekilleri birbirini aramaya başlamıştı. Bir yol haritası çizilmesi gerekiyordu. Başbakan bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ulaşmıştı. 'Cumhurbaşkanımızla da temas kurduk, onunla da durum değerlendirmesi yaptık, aynı kanaati orada da gördük.' Ne yapılacaktı? Tereddütsüz, 'direnme' kararı aldılar."

Dikkat ederseniz, bilgi demiyor Yıldırım, "kanaat" ifadesini kullanıyor.

Şimdi de Murat Yetkin'in Binali Yıldırım'ın Fidan'dan bilgi alamadığı açıklaması ile ilgili 19 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanan yazısına bakalım:
"Başbakan, (Fikret) Bila’ya o sırada Emniyet Genel Müdürü, Ankara ve İstanbul Valileri ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dâhil çok sayıda yetkiliyle görüştüğünü de söylemiş; '22.40 olabilir' dediği, 22.30-23.00 arası konuşma da o sürece denk geliyor. Bu saat önemli… Çünkü Başbakan saat 23.03’te telefonla NTV’ye bağlanacak, halka hitap eden ilk hükümet yetkilisi olarak 'kalkışmanın' Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komutası içinde olmayıp, ordu içinden bir cuntanın işi olduğunu, arkasında da Fethullahçıların bulunduğunu söyleyecektir. ..
Başbakan aradan bir yıl geçtikten sonra Bila’nın sorusu üzerine ‘Müsteşar o anda söylemedi” diye tekrar ediyor;  ‘O anda darbeyle ilgili bir şey söylemedi’. Darbeyi Başbakana kendisine bağlı istihbarat örgütü söylemediyse kim söyledi de, Başbakan da bir süre sonra çıkıp halka bunun ordu içindeki Fethullahçıların kalkışması olduğunu söyledi?
Cevap: Hiç kimse. Hiç kimse söylememiş.
Başbakan Yıldırım Bila’ya şöyle izah etmiş:
- ‘Esas kanaati kendim oluşturdum. Cumhurbaşkanımızla istişare ederek, beraber konuştuk, bunun FETÖ’cülerin asker içerisinde bir kalkışması olduğu kanaatine vardık. (…) O anda doğru da olabilirdi, yanlış da.’
O an doğru da olabilirdi, yanlış da… Bu aslında müthiş bir cümle…"


Evet, Yetkin'in dediği gibi müthiş bir cümle. Hakan Fidan'dan Binbaşı O.K.'nın yaptığı ihbarı o akşam öğrenmiş olsa bu şekilde konuşur mu? Elbette hayır.

Binali Yıldırım o akşam saat 23.03 ya da 23.05'te NTV canlı yayınına telefonla bağlanıp halkı sokağa çağıran ilk isim olmuştu. Selvi kitabında 23.05’te yapıldığını söylediği bu konuşmayı "Türkiye darbeyi Başbakan'dan öğrendi" başlığı altında anlatıyor.

Peki, o akşam Hakan Fidan'la görüştükten sonra 23.05'te katıldığı NTV canlı yayınında MİT'in darbe ihbarını gündüz aldığını söyledi mi? Yine hayır.

Bilgisi olsa, doğrudan "Böyle bir bilgi var" diye konuşurdu.
Yani Hakan Fidan, gündüz arayıp gerekli tedbirleri alması konusunda uyarmadığı gibi, akşamki görüşmesinde de bahsetmemiş Binbaşı O.K.'dan ve darbe ihbarından.

Neden? Hadi mahalle bekçisi refleksi bile gösteremedin ve gündüz haber vermedin diyelim; akşam görüştüğünde neden söylemedin?

Hakan Fidan, Erdoğan'ın "sır küpü" olmayı hak edecek ölçüde zeki bir insan ve Yıldırım'a hem gündüz hem de akşam bilgi vermeyeşinin zekâyla, basiretle ilgisi yok.

Olayın Erdoğan'a bakan yönü daha dehşetli.
Hakan Fidan'ın o akşam Erdoğan'la görüşmesindeki tezgâhı yazı dizimizin dünkü bölümünde irdelemiştik.

Erdoğan, ilk aramasında ulaşamadığı Fidan'la saat 22.00'ye doğru görüşebildiğini, Fidan'ın bu görüşmede kendisine gündüz gelen ihbarı ve Genelkurmay'da yaptığı görüşmeleri anlattığını açıklamıştı.

Selvi'nin kitabında aktardığı kronolojiye göre ise bu görüşme saat 22.27'de olmuştu ve Erdoğan'ın da dediği gibi Fidan ihbarı ve diğer detayları aktarmıştı Erdoğan'a.

Yani Erdoğan her halükarda Binali Yıldırım'la görüşmeden önce ister saat 22.00'den önce olsun, isterse de 22.27'de olsun, Hakan Fidan'dan ihbar ve Genelkurmay'daki toplantı ile ilgili tüm bilgileri almıştı.

Ancak Fidan gibi Erdoğan da anlatmadı Binali Yıldırım'a o gün gelen ihbarı ve yaşananları.
Binali Yıldırım, MİT'e gelen ihbarı günler sonra, ihbarın yapıldığı bilgisi medyaya yansıyınca sonra öğrendi.

Öğrenince de 3 Ağustos 2016 tarihinde CNN Türk'te katıldığı programda olduğu gibi her canlı yayında Hakan Fidan'ı kendisine haber vermediği için çok sert eleştirdi.
https://www.youtube.com/watch?v=JWU6nBTFcOY

Ama gücü Hakan Fidan'ı görevden almaya yetmedi.
Çünkü Fidan, Erdoğan'ın tüm gizli konularda olduğu gibi 15 Temmuz tiyatrosunda da sır küpüydü ve onun koruması altındaydı.

Erdoğan'ın can güvenliğini düşünen Hakan Fidan, bağlı olduğu Başbakan Binali Yıldırım'ın hayatını ise riske attı, umursamadı.

Selvi'nin dediği gibi, Yıldırım, darbe girişimini yapan askerlerin elinden "kıl payı" kurtulmuştu. 10 dakika daha gecikse askerlerin eline geçebilir ya da çatışma esnasında hayatı tehlikeye girebilirdi.

Erdoğan ise Fidan'ın Yıldırım'ın can güvenliğini riske atmasını, umursamamasını, haber vermemesini önemsemedi. Önemsemediği gibi, kendi anlattığı kronolojiye göre dahi, o akşam Hakan Fidan'dan tüm bilgileri almasına rağmen, Binali Yıldırım'a bu bilgileri de aktarmadı. Neden?

Erdoğan’ın gündüz Fidan'dan hiçbir bilgi almadığını varsaysak dahi, şu tabloda, Başbakan'ın hayatını riske atan Fidan'ı 1 saniye bile o koltukta tutmaması gerekmez miydi?

Öyle görünüyor ki, Erdoğan 15 Temmuz'da kendisinin yazıp yönettiği tiyatroda, yaşayacağı tehlikeyi bile bile Binali Yıldırım'ı da tezgâha getirmiş.

Üstelik Yıldırım'ın can güvenliğini de riske atarak... Neden?

Bu sorunun cevabını 22 Ekim 2016 tarihinde yine Binali Yıldırım vermişti: "Başkanlığın kapısı 15 Temmuz gecesi açılmıştır."
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ