"Askeri okulların kapatılma kararı 15 Temmuz öncesinde alındı"

Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'den 15 Temmuz'a dair önemli itiraf...
Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in yeni kitabı “Heybeliada’da Bir Işık”ta, 15 Temmuz sonrası darbe bahanesiyle çıkarılan KHK’larla  kapatılan askeri okullarla ilgili önemli açıklamalar yer aldı. Örnek, “Kişisel düşünceme göre bu kararın 15 Temmuz öncesinde bir grup tarafından evvelemirde alınmış olduğudur” dedi.

15 Temmuz sonrası yaşananları, zücaciye dükkânına giren bir filin yaptıklarına benzediğini aktaran Örnek, “F… ve F… üyesi olmak bahane edilerek toplum için yararlı, devlet ve özel sektör hizmet kurumlarına da zarar verildiğini aktardı.

“Bu ülkenin silahlı kuvvetleri asker yerine tarihçi personel yetiştirecek”

Askeri okullarını kapatılıp yerine Milli Savunma Üniversitesi’nin kurulmasını ve rektör olarak tarihçi Erhan Afyoncu’nun getirilmesini eleştiren Örnek, “Esasen yapılan değişikliklerin birçoğunu anlamak ve açıklamak mümkün değildir. Genelkurmay Başkanlığı’nın tek başına başbakanlığa bağlanması acaba neyi çözecektir? Genelkurmay Başkanlığı’nın kuvvet komutanlıkları üzerinde sadece harekât yetkisi kalması ve doğan idari boşluğun MSB tarafından doldurulacağını ummak bence safdilliktir. Hele hele askeri öğrenimi bir tarihçinin emrine verip üniversite haline getirmek en büyük yanlıştır. Öğrenimde çok geçerli bir deyiş vardır: ‘Bir öğrenim kurumunun başına vereceğiniz kişi, o kurumdan yetişecek öğrencilerin niteliğini tanımlar’. Eğer bu deyiş geçerli ise bu ülkenin silahlı kuvvetlerine asker yerine tarihçi personel yetiştirilecektir.”

Özden bu hatadan bir an önce dönülmesi gerektiğini belirtti.

İşte Oramiral Özden Örnek’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan yeni kitabı “Heybeliada’da Bir Işık” kitabındaki satır başları;

Kuvvet komutanlığı yaptığım sürede üzerinde çok düşündüğüm konulardan biri Deniz Lisesi’ni geliştirmekti. Bunu, öğrenim sistemimizi güncellemek kapsamında düşünmüştüm. Konunun hassasiyeti yönünden iki yıl bu konuda kişisel olarak inceleme yaptım. Sonunda Deniz Lisesi’nin daha da üstün niteliklere çıkartılması gerektiği görüşünde oldum. Bu nedenle de okul kapatılınca benim için çok büyük bir şok oldu. (…)

Teknolojiyi kullanabilmeniz için onu anlayabilmeniz gerekir. Bir savaş gemisi genelde makine/motor, elektrik, elektronik ve silah sistemlerinden meydana gelir. Bu sistemleri anlayıp, kullanmak özel eğitimi gerektirmektedir. Bu konu esasında Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu eğitimlerinin temelidir. Aslında kurulmuş ve başarılı olan düzen çok basittir; Lise, Harbiye’ye fen ağırlıklı, denizciliğe alışmış öğrenci yetiştirir. Liseyi dışarıdan eğitimle veririm derseniz bunu sağlamakta bocalarsınız… (…)

15 Temmuz’dan önce Deniz Harp Okulu’na alınacak öğrenciler iki kaynaktan gelmekteydi: Birinci ve esas kaynak Deniz Lisesi, ikinci kaynak ise Üniversite Seçme Sınavları’ydı. Bu öğrencilerden istekli olanlar belli bir sınırın üzerinde puan almışlarsa Harp Okulu’na müracaat edebiliyorlardı. Ama azınlıktılar. Liseye alınacak öğrencilerin bahriyenin yaptığı sınava ek olarak mülakattan da geçmeleri gerekiyordu. Mülakat uygulaması Üniversite Seçme Sınavı’ndan gelecekler için de söz konusuydu.

Bu bağlamda 15 Temmuz sonrası yaşananları, zücaciye dükkânına giren bir filin yaptıklarına benzetebiliriz. F… ve F… üyesi olmak bahane edilerek örgüt üyelerinin temizlenmesi yanında toplum için yararlı, devlet ve özel sektör hizmet kurumlarına da zarar verildi. Diğerleri bir yana en ağır zarar 200 yıllık kurum olan Deniz Lisesi’nin kapatılmasıyla verildi. Oysa bir eğitim kurumun kalitesi onun tarihi geçmişinde bellenir…

“SİLAHLI KUVVETLERE ASKER YERİNE TARİHÇİ PERSONEL”

Esasen yapılan değişikliklerin birçoğunu anlamak ve açıklamak mümkün değildir. Genelkurmay Başkanlığı’nın tek başına başbakanlığa bağlanması acaba neyi çözecektir? Genelkurmay Başkanlığı’nın kuvvet komutanlıkları üzerinde sadece harekât yetkisi kalması ve doğan idari boşluğun MSB tarafından doldurulacağını ummak bence safdilliktir. Hele hele askeri öğrenimi bir tarihçinin emrine verip üniversite haline getirmek en büyük yanlıştır. Öğrenimde çok geçerli bir deyiş vardır: ‘Bir öğrenim kurumunun başına vereceğiniz kişi, o kurumdan yetişecek öğrencilerin niteliğini tanımlar’. Eğer bu deyiş geçerli ise bu ülkenin silahlı kuvvetlerine asker yerine tarihçi personel yetiştirilecektir.

Lise’nin kapatılması konusunda ancak üç neden düşünülebilir: Birincisi tasarruf, ikincisi Harp Okulu öncesi lise eğitiminin deniz kuvvetleri tarafından yapılmasına gerek görülmemesi, üçüncü neden ise liseye giriş sınavlarının sorularının çalınması ve lise öğrencilerinin büyük çoğunluğunun F… tarafından okula yerleştirildiğine ilişkin kanıtlar olması. Bu nedenlerin dışında bir de siyasi neden var ama onu düşünmek bile istemem.

Bana göre bunların hiçbirisi Deniz Lisesi’ni kapatmayı gerektirecek bir neden değildir. Bugün eğitimden tasarruf eden, yarın kanından ve özgürlüğünden olur. Belli bir gruba mensup öğrencilerin sinsi ve örgütlü kumpaslar sonucu Deniz Lisesi’ne girmesi konusundaysa bu lisenin günahı nedir? Eğer bir hata veya hainlik varsa bunun nedeni yönetimlerdeki veya mevzuattaki yanlışlıklarda aranmalıdır, okulun kendisinde değil. Okul bir canlı değildir ki kendini saldırılardan koruyabilsin; iddia edilen suçlamalara yanıt verebilsin! Aynı mantık yaygınlaştırılsa aslında ülkemizdeki tüm kurumları kapatmamız gerekmez midir? (…)

Eğitim sistemimizin giderek bir karmaşa halini aldığı (bilginin yerini, çoktan seçmeli yöntemleri öğrenmenin aldığı) ve hatta 1852 yılında kuruluşu için mevcut geçerli nedenlerin aynı şekilde var olduğu şu sıralarda Bahriye İdadisi’nin (Deniz Lisesi’nin) neden kurulduğunu anlamak, herhalde günah çıkarmak için yeterli olacaktır. Umarım hata olarak kabul ettiğim bu karardan en kısa zamanda dönülür ve bir zamanlar Yahya Kemal Beyatlı, Yusuf Akçura, Ahmet Hamdi Akseki, Hamdullah Suphi Tanrıöver gibi tanınmış bilim ve fikir adamlarının öğretmenlik yaptığı öğrenim yuvası tekrar halkımız ve bahriyenin hizmetine açılır.

ABD gibi tarihi geçmişi kısa olan ülkeler kendilerine taş ve topraklarından tarih yaratmaya çalışırken bizler ABD tarihinden daha eski bir kurum olan Deniz Lisesi’ni yok ederek kendi tarihimizi ellerimizle siliyoruz.

“15 TEMMUZ ÖNCESİNDE BİR GRUP TARAFINDAN…”

Üstelik 15 Temmuz’u hemen takip eden günlerde yayınlanan kanun hükmünde kararnameyle kapatılan okulun, girişilen F… temizlik eyleminde herhalde bu kadar yüksek öncelik derecesi olmaması gerekirdi. Kişisel düşünceme göre bu kararın 15 Temmuz öncesinde bir grup tarafından evvelemirde alınmış olduğudur.

Belki nüfusumuzun büyük kısmı farkında değildir ama denizde yaşam üç boyutludur. Karada yaşam iki boyutlu olup üzerinde bulunduğunuz düzlem hep sabittir. Geçmişte genelkurmay başkanlarımızdan birinin katıldığı bir seyirde orta şiddette bir fırtınaya yakalandık. Denizde dalgalı havalara her insanın vücudu değişik tepkiler verir ve bu çok normaldir. Biraz sarsılmış vaziyette bizlere döndü ve ‘aldığınız para helal olsun, bu kışın karda yürümeye benzemiyor. İki boyutlu yaşam çok daha kolay’ dedi.

Anadolu’nun denizden uzak köşelerinden gelip denizi hayatında ilk kez gören ve deniz dalgalarını buğday tarlasındaki başakların dalgalanmasına benzeten insanları, harp gemilerinde her havada 24 saat hizmet yapacak hale getirmek herhalde kolay olmasa gerek. Bu eğitim ve dönüşüm ne kadar erken yaşta başlarsa o kadar kalıcı ve uzun süreli olur. Deniz subaylığı, hem askerliği hem de denizcilik gibi iki ayrı mesleği birleştiren bir meslektir. Bu gerçeği ve denizciliğin her babayiğidin harcı olmadığını hatırlamak uygun ve gereklidir. Deniz Lisesi olmadan bunun sağlanacağına inanmak biraz saflık olur…Hatadan dönülmeli, 165 yıllık Deniz Lisesi öğrenime tekrar açılmalıdır. Bu gerçeği Deniz Lisesi tarihçesini okuduğumuz zaman daha açık olarak görüyoruz; okul 165 yıllık yaşantısında bazı dönemler kapatılmış ama ardından kısa bir dönem geçtikten sonra tekrar öğrenime açılmıştır. Bu geçmişte ders alınacak konular vardır.

Aile yuvamdan sonra benim ve pek çok deniz subayı için ikinci bir yuva olan Deniz Harp Okulu ve Lisesi mezunu olduğum için her zaman gurur duydum ve ölünceye kadar da duyacağım.”
loading...
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ