15 Temmuz çelişkileri bitmek bilmiyor

Yeni çelişkiler 15 Temmuz'u "darbeden" çok "darbe görüntüsünün verilmeye çalışıldığını" gösteriyor.
Önceki darbelerde köylere kadar asker gönderilmiş iken, 15 Temmuz’da yalnızca birkaç büyük şehrin bazı noktalarına asker ve tank çıkartılmıştır. Bu farklılık, 15 Temmuz’da Hükümet’i devirmekten ziyade halka istenen görüntüyü vermenin amaçlamasından mı kaynaklanmaktadır? Yoksa, 15 Temmuz’da yapmak üzere sokağa çıkan birliklere, darbede destek vereceğini daha önceden temin etmiş olan Akar ve diğer komutanlar (Hulusi Akar’ın ifadesinde üstü kapalı olarak kastediliyor olabileceği üzere) sözlerinde durmadığı için mi darbeye katılım çok düşük kalmıştır?

Eski darbelerde Hükümet üyeleri ve muhalefet liderleri ilk andan itibaren derdest edilirken, 15 Temmuz’da Binali Yıldırım, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin gözaltına alınmaya dahi çalışılmamış olması, Meclis’te çalışmakta olan milletvekillerini tutuklamak yerine, Meclis’i bombalamanın tercih edilmesi de, darbe yapmaktan ziyade ‘yapıyormuş gibi görüntü verme’ amacından mı kaynaklanmaktadır?

2500 polisle korunan Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin sadece 13 askerle basılması ile TRT ve TÜRKSAT’ı basmaya giden çok az sayıdaki askerin de rahatlıkla kontrol altına alınmış olması darbe girişimini planlayan komutanların çocukça bir hesap hatası yapmasından mı yoksa o askerleri söz konusu noktalara yakalatılmak üzere gönderilmelerinden mi kaynaklanmaktadır?


Başarıya ulaşamamış olsa da, TSK içinde bir grup 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunmuş ve 250 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Bu vahamete rağmen, emrindeki birliklerin kanun dışına çıkmasına engel olmayan Hulusi Akar ve diğer kuvvet komutanları neden görevden alınmamıştır?

Darbe hazırlığı hakkında gerekli istihbaratı toplayamadığı ve Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ı bilgilendirmediğinden şikayet edilen MİT Müsteşarı için darbeyi izleyen günlerde Erdoğan ‘Dereyi geçerken at değiştirilmez’ demiştir. Darbe girişiminin üzerinden 1 yıla yakın zaman geçmiş olmasına karşın, Fidan neden hala görevde tutulmaktadır? Hatta değiştirilmesi dahi gündeme getirilmemektedir? ‘Dere’ hala geçilmemiş midir? Yoksa başka şaibeli ‘derelerden’ geçilmesi mi planlanmaktadır?

15 Temmuz’da MİT’in Yenimahalle’deki yerleşkesine saldıran helikopter yalnızca yerleşkenin kapılarına ateş açmış ve 3 Koruma Emniyet Görevlisinin yaralanmasına yol açmıştır. (bu saldırıda yaralanan ve darbecilerden şikayetçi olan korumaların ifadelerinde teyit edilmiş olması gerekir)

MİT’i çalışamaz hale getirmesi beklenen darbeciler neden sadece kapılara ateş açmakla yetinmiş, Müsteşarlık Karargahı’na ya da istihbari faaliyetlerin yürütüldüğü binalara ateş açmayı, yerleşkeye havadan asker indirip kontrolü ele geçirmeyi düşünmemiştir? Darbe girişiminde ele geçirilmesi kilit önemi haiz olan MİT’e neden sadece 1 helikopterle ateş açılmış, tank ya da başka zırhlı araçlarla MİT yerleşkesine saldırılmamıştır? Darbeciler MİT’i ele geçirmekten ziyade, ‘MİT’e saldırı yapıldığı’ görüntüsü vermeyi yeterli mi görmüştür?

MİT’e yönelik saldırının kapılarla sınırlı kalmasına karşın, basına yapılan açıklamada neden Müsteşarlık karargahının hedef aldığı hatta yıkıldığı yönünde gerçek dışı beyanlarda bulunulmuştur?

MİT Basın ve Halka İlişkiler Müşaviri Nuh Yılmaz, 15 Temmuz akşamı basını bilgilendirme amaçlı yaptığı açıklamada ‘Darbenin kontrol altına alındığı’ yönünde ifadelerde bulunurken, MİT yerleşkesine saldırmakta olan helikopterin ateş sesleri arka planda duyulmuştur. Basın açıklaması esnasında kendisi de MİT yerleşkesinde olan Nuh Yılmaz, nasıl olur da helikopter atışları devam ederken aynı yerleşke içinden gayet rahat bir şekilde ‘darbe girişimi kontrol altına alındı’ diyebilmekte ve darbeci helikopterin kendisinin o esnada içinde bulunduğu binayı hedef alabileceği endişesi taşımamaktadır?

Helikopterin hedef aldığı noktaların uzağındaki lojmanlarda ve çevredeki binalarda yaşayanlar dahi, helikopterin sesinden ürkerek, gece karanlığının da etkisiyle kendi binalarının hedef alınmış olabileceği vehmine kapılmışken, hedef alınan kapıların 200-300 m. uzağında olması muhtemel Nuh Yılmaz’ın bu rahatlığı normal midir?

Cumhurbaşkanlığı yerleşkesini bombaladığı iddia edilen uçağın, devasa büyüklükteki yerleşkeyi tutturamaz iken, yerleşkenin dışında park halinde olan bir arabayı vurmuş olması, pilot hatasından mı yoksa darbecilerin ‘külliye bombalandı’ denilmesi için göstermelik bir hasar vermeyi amaçlamasından mı kaynaklanmıştır?

TRT’de darbe bildirisini okuyan spiker Tijen Karaş’ın bildiriyi okumadan önce rejiye ‘hazırım’ dercesine işaret yaptığına dair sosyal medyaya yansıyan fotoğraflar, Doğu Perinçek’in darbe bildirisi henüz okunmadan yayınladığı video mesajında ‘Yurtta Sulh Konseyinden’ bahsetmiş olması ve Hande Fırat’a ‘bu işi (15 Temmuz’daki facetime görüşmesi) hallet, çıtçıtınla düğününü yapacağım’ dediğini ödül töreninde ağzından kaçıran Aydın Doğan’ın darbe girişiminden önceden haberdar olabilecekleri ihtimali araştırılmış ve adı geçenlerin ifadesine başvurulmuş mudur?

Sorular devam edecek..
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ