12 yıl ceza alan uzman çavuşun annesi: Oğlum şehit olacaktı kurtuldu, terörist diye yargıladılar

Tutuklu asker annelerinin sembol isimlerinden Türkan Er, BOLD’a çok önemli bir röportaj verdi, 15 Temmuz’un öteki yüzünü ve oğlunu anlattı.






Boldmedya'dan Gazeteci Sevinç Özarslan'ın haberine göre 15 Temmuz gecesi İstanbul ve Ankara’da yaşananların bir benzeri Siirt’te meydana geldi. Siirt Eruh’taki, 400 askerden oluşan 3. Komando Tugayı, saat 21.00 civarında “Teröristler hendek kazıyor, sıcak çatışmaya gireceksiniz. Vali rehin alındı. Onu koruyacaksınız” denilerek bölüklerinden çıkarılıp 1,5 saat uzaklıktaki şehir merkezine götürüldü.

Fakat oraya vardıklarında öyle bir olay yoktu. Halk meydana toplanmış, askerleri protesto ediyor, ellerindeki silahları almaya çalışıyor, ‘asker kışlaya’ diye bağırıyordu. Giden askerlerin arasında bulunan Uzman Çavuş Tolga Er’in annesi Türkan Er’e göre bu bir tuzaktı.

“Bu tuzağı kim kurdu?” sorumuza Türkan Er şöyle cevap veriyor: “Albay, yarbay, vali bey bu olayın içindeler. 15 Temmuz’dan bir gün önce vali, savcı, albay, yarbay hepsi toplantıdaydı. Avukatlar, askerler herkes bunu biliyor ama ispat edemiyoruz. O zamanki Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz ‘Benim hiçbir şeyden haberim yoktur’ dedi. Ama yarbaylar, albaylar mahkemede ‘Sen bizi yaktın, o gece bizimle toplantıda değil miydin?’ diye söylediler.”

BİRİLERİNİN KİRLİ ELLERİ ÇOCUKLARIMIZIN ÜZERİNDE

15 Temmuz’da Siirt Valiliği’ni ablukaya almaya çalıştıkları iddiasıyla yargılanan sanıklardan Siirt 3. Komando Tugay Komutanı tuğgeneral Ahmet Şimşek’in de aralarında bulunduğu 6 asker ağırlaştırılmış müebbet, 5 asker müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklu bulunan diğer er ve uzman çavuşlara ise darbeye yardımdan dolayı 12 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Uzman Çavuş Tolga Er o isimler arasında.

Türkan Er (45), “Oğlum darbeye yardımdan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası fetö davasından ayrıldı, yani oğlum fetöden beraat etti. Darbeyi kim yaptı? Fetö. O zaman benim oğlum neden içeride? Bunlar hiç birbiriyle bağdaşmıyor. Birilerinin kirli elleri çocuklarımızın üzerinde.” diyor.

İŞTE TÜRKAN ER’İN ANLATTIKLARI… ASKERLİĞİNİ GABAR DAĞINDA YAPTI

“Ben ev hanımıyım, Samsun Bafralıyız. İki oğlum var. Biri çalışıyor. Tolga zaten 15 Temmuz’dan beri cezaevinde. Oğlum Burdur Üniversitesinde İşletme okuyordu, okulu bıraktı ve askere gitmeye karar verdi. 6 yıl önce Şırnak Gabar Dağında 15 askerlik yaptı. Bu süre içinde de uzman çavuş olabilmek için başvurdu. Askerliğini bitirdikten 6 ay sonra uzman çavuş olarak göreve başladı. Dört yıldır Siirt Eruh’ta şark hizmetini yapıyordu.

HENDEK KAZIMI VAR DEDİLER

15 Temmuz gecesi Tolga ile birlikte 400 asker, ‘terör saldırısı var’ denilerek Eruh’taki bölükten çıkarılıyor. Aralarında rütbeliler de, erler de var. 200’ü uzman çavuş, diğer 200 asker karışık. O bölgede o zamanlar hendek olayları vardı. ‘Hendek kazımı var, sıcak çatışmaya gireceksiniz, vali rehin alındı, onu kurtaracaksınız’ deniliyor ve askerler Siirt Eruh Valiliğinin önüne götürülüyor.

60’şar kişilik gruplar halinde gidiyorlar. Oğlum ilk giden gruptaydı. O ilk giden grup ‘havaya ateş eden grup’ diye biliniyor. Oğlum havaya ateş ettiği için, darbeye yardımdan 12 yıl 6 ay ceza aldı. Oysa komutanın emriyle havaya ateş ediyorlar.

Bütün halk o gece valiliğin önüne toplanmış. Oğlum “Kimsenin elinde Türk bayrağı yoktu, kimin ne olduğu anlaşılmıyordu. Kimi silahımızı elimizden almaya çalıştı, kimi askerlere saldırdı. Biz de halkı uzaklaştırmak için havaya ateş etmek zorundaydık, komutanımız da aynı emri verdi anne” diyor. O gece Eruh’ta ölen yok, yaralanan yok, bir kişinin burnu dahi kanamadı.




JAMMER İLE TELEFON SİNYALLERİ KESİLDİ

Birlikten çıkarılan 400 askerin hepsi tutuklandı ama sonra pey der pey tahliye oldular. İçeride sadece oğlumun da aralarında bulunduğu ilk grup kaldı. Askerler zaten darbe olduğunu bilmiyorlardı. Telefonları jammer (telefon sinyal kesici) ile kesilmişti. Biz o gece sürekli oğlumu aradık ama telefonu hep kapalıydı, ulaşamadık. Saat 02.00’de bölüklerine döndüklerinde darbe olduğunu öğreniyorlar. Telefonları o zaman açabiliyorlar.

AMAÇLARI ÇOCUKLARI BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜNE GÖTÜRMEKTİ

Hatta bölüklerine döndükleri zaman komutanları ‘İki helikopter hazırlayın. Ankara’ya ve İstanbul’a gidilecek.’ Bir astsubay olayı anladığında, ‘Darbe var, hiç kimse dışarı çıkmayacak, silahlar bırakılacak’ diyor. O an oğlum ve arkadaşları silahlarını bırakıyor. Ankara’ya da İstanbul’a da gitmiyorlar. Aslında amaç çocukları Boğaziçi Köprüsüne götürmek.

Komutanların her şeyden haberi vardı. Komutanlar, yarbaylar, albaylar bu darbenin içindeydi. Bunu söylediler zaten mahkemelerde. Tolga’nın komutanı albay İsmet Çehreli “Askerleri bırakın. Ateş emrini ben verdim.” dedi. Çehreli de Ağrı’da tutuklu ve müebbet aldı.

2 AY BOYUNCA GİZLİ TOPLANTILAR YAPILDI

Bizim çocuklarımız 15 Temmuz ile ilgili hep şunu söyledi: ‘15 Temmuz’dan önce 2 ay boyunca çok ciddi bir şekilde eğitim aldık. Gizli toplantılar çoktu. Bizi almıyorlardı ama üst düzeyde bütün herkes devamlı toplantı halindeydi.’ Çocuklar olaylar bittikten sonra bunların ne anlama geldiğini algılamaya başladı.

15 Temmuz’dan bir gün sonra oğlum ‘Nasılsınız, iyi misiniz?’ diye evi aradı. Biz de onu merak ediyorduk. Bir sorun olmadığını söyledi. Dört gün sonra hepsini spor salonlarına toplamışlar. Gece saat 02.00’da gözaltına alındılar. Saat 03.00 gibi oğlum aradı. ‘Bana çamaşır getirin, bizi gözaltına alıyorlar’ dedi. Biz sadece gözaltında alacaklar sandık. Dört gün gözaltında kaldı, sonra da tutuklanıp Siirt Cezaevine gönderildi.

HAKİM: EMİR BÜYÜK YERDEN

Çocuklar mahkemede hakime ‘Bizim bir şeyden haberimiz yoktu’ diye izah ediyorlar. Hakim de ‘Çocuklar inanıyorum suçsuz olduğunuza ama emir büyük yerden’ mealindeki ifadelerle çocuklarımızı tutukladı. Bunu söyleyen kadın bir hakimdi, zaten hemen onu değiştirdiler. Biz çok hakim değiştirdik, şu an fetöden yargılanıyor o hakim, o da içeride. Siirt üstünde çok baskı vardı. Mahkemelerde ailelere çok saldırıldı, urganlar atıldı. ‘İdam, idam’ diye sloganlar atıldı.

OĞLUM VALİ YÜZÜNDEN TUTUKLANDI

Oğlum vali yüzünden tutuklandı. Vali şikayet etti yani askerleri. 15 Temmuz’dan bir gün önce vali, savcı, albay, yarbay hepsi toplantıdaydı. Bizim ispat edemediğimiz bir toplantı bu. Avukatlar, askerler herkes bunu biliyor ama ispat edemiyoruz.

O zamanki Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz (şu an Afyon Valisi) itiraz etti, ‘Benim hiçbir şeyden haberim yoktur’ dedi. Ama yarbaylar, albaylar mahkemede ‘Sen bizi yaktın, sen o gece bizimle toplantıda değil miydin?’ diye söylediler. Tolga cezayı aldıktan sonra vali tayinini istedi ve gitti.

VALİ BENİ TEHDİT ETTİ

Biz tutuklu bütün uzman çavuş anneleri olarak bir grubumuz var. Eruh Grubu diye geçiyor. Ben uzman çavuşların sözcüsüyüm. Meclise gidilecekse, milletvekili ile görüşülecekse randevuları ben ayarlarım. Vali ifade vermeye bir türlü gelmiyordu, devamlı mazeret üretiyordu. Mazeret ürettiği için mahkeme uzuyordu. Ben ailelere ‘Bu adamı şikayet edelim. Bu adam suçlu.’ dedim.

Bizim çocuklarımızı o gece Eruh’tan Siirt’e çağıran Mustafa Tutulmaz. İmzalı kağıdı var. Diyor ki, ‘Ağır silahlarla aşağı inilecek.’ Çocuklar yoksa emir almadan kesinlikle bölüğünden çıkamaz. Vali de bunu duydu ve bana “Eğer benimle uğraşırsan, şikayet etmeye kalkarsan hakkında dava açacağım. Bu seferlik sana bir şey yapmıyoruz. Dava açmıyorum, acına ve anneliğine bırakıyorum.” diye mesaj gönderdi.

VALİNİN DARBEDEN HABERİ VARDI

Kesinlikle valinin bu olaydan haberi vardı. Yani biz bunu tabi ki ispatlayamıyoruz. Siirt Eruh olayı çok karışık. Kimse çözemedi. Kaç hakim değişti. Tamam bir savcı vardı ama hiç kimse çözemedi. Net olan tek şey suç; uzman çavuşların üzerine yıkıldı. Avukatımızın bize dediği, ‘Oğlun Gaziantep’te olsaydı beraat edebilir, ama Siirt’in üstünde Ankara’dan çok baskı var.’ Nedeni Siirt çok f...öcü varmış. Bunu ben de tam olarak çözmüş değilim ama benim bildiğim tek şey var vali beni tehdit etti, kesinlikle vali bu olayın içinde.

Ben klasik ev hanımıyım. Neden beni tehdit etsin ki? Valinin korkusu vardı. Olay karışınca o bu tarafa döndü. Askerleri suçladı yani. Normalde suçlu olan kesinlikle onlardı. Bizim çocuklarımız valinin yazılı bir emri olmadan merkeze inemiyorlar. Merkez ile Eruh arası 1,5 saat. Komutanlara da emir veren yine vali. Askerlerini, tanklarını al deniyor. Tanklarla, kirpilerle çıktı bu çocuklar. 400 kişi ne demek. Taburun tamamını indirdiler aşağıya.

TUZAK KURULDU

Biliyorsunuz bir dönem Siirt’te hendek kazımı vardı. ‘Teröristler hendek kazıyor, sıcak çatışmaya gireceksiniz.’ denildi. Oraya kadar gittikten sonra da valiliğe çekildiler. “Vali rehin alındı, onu kurtaracaksınız” denildi bu kez. Ama valiliğin önüne gittiklerinde öyle bir şeyle karşılaşmadılar. Vali rehin alınmamıştı. Bu bir tuzaktı.

Bu tuzağı kim kurdu? Albay, yarbay, vali bey bu olayın içindeler. Mutlaka bu ortaya çıkacaktır. 400 sayfalık iddianamede Tolga ile ilgili sadece iki satır yazı var: ‘Havaya 5 el ateş etmiştir. Darbeye yardım.’ Bu kadar, oğlumun hiçbir suçu yok! Bylock yok, fetö yok, hiçbir bağlantımız yok. İçeride 23 günlük uzman var, daha komutanın adını bilmeyen, köyünde çobanlık yapan, ilk defa köyünden çıkmış erler var oğlum ile birlikte.

KAMERA KAYITLARI YOK EDİLDİ

O geceye dair bütün kamera kayıtları yok edildi. Benim 3 avukatım var, diğer asker annelerinin de 2’şer, 3’er avukatı var. Hiç kimse bu kamera kayıtlarını bulamadı. Yok yani. Mahkeme istedi ama verilmedi. Ortaya çıkarılmadı.

Tolga’nın masum olduğunu onlar da biliyor. Bu ya bir göz korkutma ya da bir ders verme. Bir gün Tolga oradan kahraman olarak çıkacak. Suçsuz oldukları ortaya çıkacak. Ama benim oğlumun neden 1 saniyesi dahi orada geçsin. 25 yaşında girdi oraya. 15 yaşında lisedeyken “Bu vatan için, bu bayrak için ölürüm anne, beni şimdi askere gönderseler teröristlerle çatışırım” diyen bir çocuğun terörist olma ihtimali var mı? Ya da Tolga’nın hiçbir örgüte üye olmadığı zaten ortada.

HULUSİ AKAR ASKERİNE SAHİP ÇIKAMADI

Tolga uzman çavuş olmadan önce 6 ay araştırıldı. Eğer bir yerde üyeliği varsa o zaman devlet neden aldı. Devlet benden tertemiz evladımı aldı, sonra bana sabıkalı bir çocuk verdi. Eğer cezası onaylanırsa sicili bozulacak. Benim çocuğumu devlet koruyamadı. Ben korudum, gençliğinde de ergenliğinde de hiçbir suça karışmadı. Ama devlet emanetine sahip çıkamadı. İlk önce Hulusi Akar, askerine sahip çıkamadı, askerinin arkasında duramadı. Çocuklarımız üzerinden prim yaptı, bakan oldu. Çok şeyin bilincindeyim. Çok şeylere tanık oluyoruz.

DAĞDA ŞEHİT OLUYORDU, KURTULDU, TERÖRDEN YARGILANDI

Oğlum 15 Temmuz’dan önce sıcak çatışmanın içinden çıktı. Şehit oluyordu, oradan kurtuldu, 15 gün sonra terörden yargılandı. Mahkeme başkanıyla da, savcıyla da konuştum. Oğlumun suçunu kanıtlayın, suçluysa cezasını çeksin dedim. Ama oğlum hala gözaltı sürecinde. Niye boş yere yatıyor. Neden adalet işlemiyor! Savcıya gitsen savcı suçlu demiyor, hakime gitsen hakim suçlu demiyor. Hiçbir açıklaması yok. O zaman Tolga neden içeride? Çünkü bu suçu en alt gruba yıktılar. Erlere ve erbaşlara yıktılar.

DEVLETE İNANCIMIZI, GÜVENİMİZİ YİTİRDİK

Tolga’nın 12,5 yıl yatarı var. Onanmadı, inşallah İstinaf bu cezayı bozacak. Oğlum en kötü ihtimalle 9 yıl yatar. Bir odanın içinde 10 kişilik koğuşlarda 20 kişi kalıyorlar. Yemekler az, çoğunlukla su verilmiyor. Biz hakkımızı devlete kimseye helal etmiyoruz. Bu işte kimin küçücük parmağı varsa, hakkımızı helal etmiyoruz ve hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Devlete olan inancımızı, güvenimizi yitirdik. 24 yaşında gemi inşaat teknisyeni bir oğlum daha var. Kesinlikle oğlumu askere göndermeyi düşünmüyorum, bedelli yapacak.

TAZMİNAT DAVASI AÇTIK

Biz de devlete dava açtık. İade-i itibar, görevine dönüş, haksız yere tutuklanması bunların hepsi şu an mahkemede. Oğlum çıkana kadar elimden gelen her şeyi yapacağım. Bir milletvekilinin benim kadar hükmü yok. O kadar korkuyorlar ki kendilerini ifade etmeye, ben normal bir vatandaş olarak korkmuyorum. Çünkü ben geçmişimi, oğlumu nasıl yetiştirdiğimi biliyorum. Benim oğlum, devletin başında olanlardan vatanını, bayrağını daha çok seviyor. Biz vatanımıza ihanet etmedik. Erler erbaşlar vatanına ihanet etmedi. Bize inanmayan tek kişi Cumhurbaşkanı.

BENİM OĞLUM -18 DERECEDE KARDA ÇATIŞIYORDU

Tolga’nın terör saldırısı var diye dışarı çıkması o kadar normal ki, zaten terör bölgesinde. Her gece dağda. Ayda bir kere koğuşuna zor geliyor. Dağlarda yatıyor. Karın -18 derece karda çatışmaya giriyor. Konservelerle, kar suyu ile besleniyor. Oğlum diyor ki, “Anne dua et ki suçsuz yere yatıyorum. Akşam kafamı koyduğumda vicdanım o kadar rahat ki, hiçbir korkum yok. Eğer korkum olsaydı korkuyla beklerdim, bu duvarlar bana kalmayacak.” Siyasi bir dava olduğu için, bir nevi buna rant diyelim, koltuk sevdası eğer bu dava siyasi dava olmasaydı Tolga çoktan çıkardı, bu bir menfaat çatışması.

DARBEYE İNANMIYORUM Kİ…

Darbeyi şöyle düşünün. Albay yapmadı, yarbay yapmadı, erler yaptı! Ben bu darbeye dahi inanmıyorum ki, yaşadığım şeyleri görünce ciddi gelmiyor. Ulu orta bir darbe olmaz. 80’lerdeki darbe böyle olmamış. Neresinden tutarsanız tutun, darbe yok. Bu sadece ve sadece koltuk sevdasıydı. Mutlaka bir gün bu cahil insanların -bizi cahil görürler- dedikleri ortaya çıkacak. Bizim çocuklarımız masum, darbe de gerçek değil. Darbeden onlar kazandı. Koltuklarını sağlamlaştırdılar.

SON MAHKEME VE BİNALİ YILDIRIM’IN SİİRT ZİYARETİ

Normalde bizim mahkemeler saat 17.00’ye kadar sürer. Çünkü kalabalık. Ama o son mahkemeyi, ceza verdikleri o günkü mahkemeyi saat 10.00’da erkenden bitirdiler. Çünkü o gün dönemin Başbakanı Binali Yıldırım Siirt’e gitmişti. Vali bey onu karşıladı ve Vali bey, devletin gözüne girmek adına bunu yaptı. Böyle bir güne denk gelmesi tesadüf olamaz.

SÜLEYMAN SOYLU İLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜM

Ben İçişleri Bakanına dahi ulaştım. Süleyman Soylu ile telefonla görüştüm. Bafra’da kuzeni vardı, kuzeninden numarasını aldım ve bütün gruba dağıttım. Derdimizi anlatmak için bizim yetkili insanlara ihtiyacımız vardı. 15 Temmuz’dan 1 yıl sonraydı sanırım. ‘Çocuklar suçsuz dışarı çıkacaklar, er ve erbaşlar kurtulacak’ dedi. Benim gibi bütün aileler görüştü. Suçsuzlar, çıkacaklar az daha sabredin diye diye 3 yıl geçti. Ama olay tam tersi oldu. Süleyman Soylu sonra bizi ne dinledi, ne kabul etti. O da askerine sahip çıkmadı. Adaletin olmadığı, tek adamın ağzına bakıldığı, padişahlık gibi herkesin korkarak yaşadığı bir dönemdeyiz…


Kaynak: Boldmedya
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER 15 TEMMUZ HABERLERİ